Viyana ❤ Hallstatt

Viyana ❤ Hallstatt

Bir çoğumuz görüp aşık olmuşuzdur Hallstat fotoğraflarına. Benim aşkım da bir fotoğraf ile başladı. Gitmeyi kafaya koymuştum ama yazın pırıl pırıl güneşli bir gün de mi yoksa karlar altında mı gitmeliydik bu masal köye?

İlk bahara girdiğimiz bir gündü ben yine gezi planı yaparken Hallstatt düştü aklıma, açtım Skyscanner’ı elim de olan tatil günlerini değerlendirip bayram tatilini fırsat bilip aylar sonrasına aldım biletleri. Mart ayında Eylül ayına bilet aldım dolayısıyla çok makul bir fiyata Avusturya’ya gittik. Viyana’ya gidiyorduk oradan da Hallstatt’a gidecektik ve benim pek fikrim yoktu açıkçası Viyana hakkında. Araştırmalara başladım.

Yine oteli de erken bir tarihte Booking’den ayarladık. Grand Ferdinand diye oldukça merkezde butik güzel bir otelde kaldık. Terasında şahane bir manzarası ve minik bir de havuzu vardı. 3 gece 4 gün kalacağımız için merkezde bir otel tercih ettik, her yere çok yakındı, metro dahil.

2016-11-21-15-32-40

Otelin terası ve havuzu, cok guzeldi

Viyana’ya gidene kadar açıkçası bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim. Tarih kokan harika bir Avrupa şehri olduğuna emindim ama gidince hayran kaldık. Huzurlu sessiz sakin sokakları, muhteşem bir mimari ve açık hava müzesi karşıladı bizi. Ahmet’te ben de müze gezmeyi çok sevmiyoruz o yüzden size şu müze bu müze diyemem ama önemli yapıları, parkları bahçeleri asla atlamıyoruz ❤

2016-11-21-15-23-31

Adeta açık hava muzesi

2016-11-21-15-24-44

Sokaklarda kaybolmak en güzeli. .

Bizim için bir de en önemli konu gittiğimiz şehirlerde ‘nerede ne yemeli ne içmeli’ 😋. Viyana için araştırma yaparken tabiki bol bol şinitzel tavsiyeleri okudum ve iki tane yere şinitzel yemek için haftalar öncesinden rezervasyon yaptırdım. İlki Griechenbeisl, online rezervasyon yaptırdım. Şinitzeli guzeldi. Porsiyonlar her yerde çok büyük. Çok aç değil iseniz 2 kişi bir porsiyonla rahat doyar.

İkinci ise meşhur Figlmüller. Haftalar öncesinden rezervasyon yaptırsamda yine de akşam için yer bulamadım ve öğlen yemeği icin yer ayırırttım. Yediğim en güzel şeylerden biri diyebilirim. Patates salatası var ki aman allahım şinitzelden daha güzel. Şöyle bir durum var ki tavuk istiyorum diye belirtmezseniz asıl şinitzel domuz etinden yapılıyor uyarmadı demeyin. İlk ve en eski şubesi olan yerde yemek istiyorsanız rezervasyon şart. Ben o dönem yeni hamile olduğum için alkol almadım ama bir ev yapımı üzüm suyu var ki ahh ahh. Bu kadar bahsetmişken ne kadar lezzetli olduğunu anladınız sanırım, biz de bu güzelliği bir kez daha yaşamak istedik ve ertesi gün yine aynı yemekleri yedik, hemen ilerisinde bir şube daha açmışlar orada yer bulmak mümkün aklınızda olsun.

2016-11-21-15-44-49

Bu lezzeti bir daha tatmak için bile tekrar gitmeye değer ❤

2016-11-21-15-43-25

Sacher Turta, çikolata sevenler için muhteşem..

 Sacher de Sacher Turta yemeden dönme dediler afiyetle onu da yedik, biraz sıra bekliyorsunuz ama değer. Tatlılar her yerde muhteşem, bol bol yemeli..

Kızımızla ikinci tatilimizdi, 8 haftalık hamileydim bizi hiç üzmedi. Kilometrelerce yürüdük kaybolduk, yorulduk bulduğumuz yeşil alana yattık tam bir Avrupa şehri.

2016-11-21-15-25-48Avrupa şehirlerinin en sevdiğim tarafı şehir içinde bol yeşil alan💚

Eylül ayının ortasında neredeyse 30 derece sıcaklığı hayal etmemiştik ama şansımıza hava şahaneydi. Schonbrunn Sarayı’nin bahçesine muhakkak gidin. Biz hayran kaldık.  

2016-11-21-15-19-13Sarayın bahçesi bence saraydan daha güzel 😍

Bir akşam Prater Park’a gittik çok büyük ışıl ışıl bir lunapark, sadece dönme dolaba binip şehri tepeden seyrettik ama adrenalin sevenler için seçenek çok.

2016-11-21-15-33-28

HALLSTAT ❤

Gelelim Hallstatt kısmına. Açıkçası gidene kadar araştırma yapmış olsamda Viyana-Hallstatt arası ulaşım için çok içime sinen bir bilgi bulamadığım için bu işi Viyana’dan halletmeye karar verdim. Salzburg Hallstatt’a daha yakın olduğu için hep ulaşım bilgileri bu doğrultudaydı araştırdığımda. Tek bildiğim en mantıklı yol tren ile ulaşımdı ve bizi uzun bir tren yolculuğu bekliyordu. Sabah erkenden kalkıp merkezi tren istasyonuna gittik. Bilet satış ofisinden Hallstatt’a nasıl gidilir dedik ve hemen biletlerimizi aldık. Tek aktarma yaparak yaklaşık 3 buçuk – 4 saat süren bir yolculuk bizi bekliyordu. Söylemem lazım ki biraz da pahalı bir yolculuk bizi bekliyordu. Son dakika aldığımız için biraz daha pahalıya almış olabiliriz tabi ama o minik masal kasabasını görmeden dönmeyeceğim kesindi 😍

Wien Hbf istasyonundan binip yaklaşık iki saat sonra Attnang-Puchheim Bahnhof istasyonuna gelip oradan aktarma ile yine yaklaşık iki saat süren bir yolculuk sonrası Hallstat tren istasyonuna variyorsunuz. Tam filmlerde gördüğümüz, dağların arasında minicik bir istasyon.

2016-11-21-15-20-33

Tren yolculuğu boyunca da sizi şahane manzaralar bekliyor 💙 Trenden inip bizi karşı kıyıda kalan Hallstatt’a götürecek olan su motoruna biniyoruz. Gidiş dönüş bileti alıp biner binmez zaten kendimizi manzarada kaybediyoruz. Kısa süre sonra minik cennete varıyoruz. Resimlerde gördüğümüz cennetteyiz. Dönüş saatleri iskelede yazıyor. Son tren saati 18:48’di bizim gittiğimiz dönemde. Sizi karşıya istasyona geri götürecek olan motor saatleri trenlere göre ayarlanıyor zaten kaçırırız treni diye korkmayın sakin.

Bulduğumuz ilk yerde bir şeyler atıştırıp dolaşmaya başladık. Fotoğraf çekmekten başımız döndü tabi. Bir baştan bir başa yürümek yarım saat sürmez sanırım o kadar küçük bir köy. Hava o kadar güzeldi ki kaç kere yürüdük aynı yolu bilmiyorum. Bol bol fotoğraf çektik manzarayı seyrettik.

2016-11-21-15-14-06

Biraz tepelere çıktık, minik hediyelikler aldık derken saatler geçmiş. Kalınır mı derseniz bence 1 gece kalınabilir sabah o manzaraya uyanmak adına. Oldukça sakin sessiz bir yer. Fazla aktivite yok, cok fazla konaklama seçeneği de yoktu araştırma yaparken. Biz kalmayı tercih etmedik. Gölde bisiklet turu yapanlar vardı, tuz madeni de keyifli bir turmuş ama ben hamile olunca biz biraz daha ağırdan alıp dolaşmayı tercih ettik 😊

2016-11-21-15-15-00

Doya doya saatlerce gezdik ve geldiğimiz aynı yoldan geri döndük. Değer mi? Kesinlikle ❤ Fotoğraflar zaten başlı başına her şeyi anlatıyor öyle değil mi..

2016-11-21-15-29-29

2016-11-21-15-13-09

2016-11-21-15-21-45

Şahane bir 3 gece 4 gün geçirdik. Viyana için en az 3 gün derim, Hallstatt’a ise bir daha gidersem karlar altında görmek isterim ❤

Zeynep 🎈

Reklamlar

Mavi 💙

IMG_20160719_132401

Mavi aşkına 💙

Giydiğim her iki mavi elbiseyi aşağıda bulabilirsiniz 🎈

Nasıl huzurlu bir renk değil mi? Santoriniye en çok hangi renk yakışır derseniz beyaz evleri, alabildiğine mavi gök yüzü ve deniz mavisine yine ‘mavi’ yakışır derim. Huzur resmen 💙

IMG_20160706_134558IMG_20160723_132054

IMG_20160731_131902

Çok sorulan mavi elbise iyi ki almışım dediklerim arasında. Çok çok para ödemeden internetten alış veriş yapma keyfi bir süredir en sevdiğim. Bu elbiseyi de Santorini için Romwe Fashion’dan almıştım, iyi ki almışım 💙 Hele artik her şeyin bir sezonda tükendiğini düşünürsek çok para vermeden bir şeyler bulmak önemli olan. Sparişten yaklaşık 1-2 hafta sonra ürünler geliyor, şimdiye kadar bir sorun yaşamadım.

Bütün yaz oradan birşeyler getirttim ve kargo süreci dahil bir problem çıkmadı ama yine de internetten alis veriş yaparken mümkünse sanal kart kullanmakta fayda var derim 🙂

Elbisenin Linki: http://m.romwe.com/Blue-Spaghetti-Strap-Backless-Maxi-Dress-p-123247-cat-724.html

Mavi çok yakışır diye düşünerek evde mevcut bulunan başka bir mavi elbiseyi daha götürdüm  💙 Bu sırtı tamamen açık mavi elbise de geçen sene Maldivlere giderken İstagram’dan keşfettiğimiz ‘Bensanabulurum.com’ dan. Hala bulabilir misiniz bilmiyorum ama instagram adresleri @bensanabulurum. Mavi çok yakışmamış mı Santorini’ye sizce de ?

 

IMG_20160709_152703 

IMG_20160721_093214Blue Love 💙

If you ask me which colour suites Santorini the best, I would say Blue. White houses, blue sky and blue sea looks more beautiful with blue dresses. I bought this dress from Romwe Fashion when we decided to go to Santoroni, and ended up with these lovely photos

The link to the dress is below: http://m.romwe.com/Blue-Spaghetti-Strap-Backless-Maxi-Dress-p-123247-cat-724.html

 

Zeynep 💙

Santorini 💙

Santorini 💙

Buradan ne kadar anlatsamda görmeden olmaz. 2012 de Cruise turu ile Yunan adalarını gezmiştim ve en çok Santoroni’ye aşık olmuştum. Bir kaç sene sonra bilgisayara format atarken yedeklediğimi sandığım bütün Santorini fotoğrafları silinmişti ama ne mutlu bana seneler sonra tekrar gidip daha güzellerini çekme fırsatım oldu 🙂

Bu sefer uçak ile sadece Santoroni’ye gittik. Aegean Havayolları ile Atina aktarmalı olarak gittik. Aegean Havayolları Yunan Havayolu şirketi ve gayet başarılıydı. Atina 1 saat kadar sürüyor epey kısa, aktarma yaparak yarım saat kadar da Santorini’ye uçuyorsunuz . Santorini havaalani gördüğüm en küçük havaalanı olabilir, giderken sıkıntı olmadı ama adadan dönerken epey kuyruk bekledik aklınızda olsun havaalanına çok geç gitmeyin 🙌.

Biz neredeyse bütün otel rezervasyonlarını ‘booking’ üzerinden yapıyoruz ve şimdiye kadar hiç yanılmadım diyebilirim. Santorini için de öyle oldu. Booking’den ‘Volcano View By Caldera Collection Villas’ diye Fira bölgesinde fotoğraflarına bayıldığımız Otele karar verdik. 4 kişi gideceğimiz için özel havuzlu yılla tercih ettik. 7 tane özel villa ve hemen yanında otel kısmı olan muhteşem manzaralı cennet köşesi diyebilirim. Kardashian’lar bir kaç sene önce bu villalarda kalmışlar ve çekim yapmışlar biz de gidince öğrendik. Ondan sonra cok talep görmeye başlamış. Vardığımızda Villaların adı ‘Celestia Grand’ yazıyordu meğer bir kaç sene önce değişmiş ama her iki isim altında da bulmak mümkünmüş eski müşterileri kaybetmemek adına.

DSC_0771

Villanın havuzu ve manzarası.

DSCN4836

Kaldığımız yerin manzarası, muhteşemdi ❤

 

Manzaranın güzelliğini anlatmak çok zor, villanın 2 kocaman odası ve üst katta bir mutfak ve salonu var. Odalar havuza dolayısıyla manzaraya açılıyor ve veranda da şahane bir jakuzi var. Kahvaltı odaya servis verandada yapiyorsunuz, Yunan-Türk yakınlığı bence kahvaltıda da kendini gösteriyor şahaneydi kısaca. Villalarla ilgilenen kişi bize o kadar yardımcı oldu ki, gitmeden yaptığım bütün araştırmaları uygulamalı olarak fazla fazla gerçekleştirdik. Kaldığımız yer o kadar güzeldi ki farklı yerleri görmek istemesek hiç çıkmadan villada kalabilirdik 💙

 Aynı şekilde otel kısmı da çok güzel, ortak havuza girmedik ama oldukça keyifli görünüyor. Manzarayı anlatmak çok zor çok güzel. Haftanın bir günü Yunan gecesi yapılıyormuş, biz katılmadık ama müzik sesleri çok keyifliydi.

Biz Fira’da kalmayı tercih ettik bölge olarak, bana sorarsanız Fira Oia’ya göre daha sakin ve huzurlu. Oia çok turistik olmuş ve inanılmaz kalabalık gece gündüz, Fira biraz daha sakin ve çarşısını daha çok sevdim diyebilirim. Ne aldın ya da alınır derseniz ‘Zeytinyağı, Şarap’ onun dışında size ve bütçenize bağlı ☺

Ulaşım açısından otellerin merkezde olmayanlar için ücretsiz servisleri oluyor çarşıya, taksi bulmak biraz zor olabiliyor kalabalıktan. Biz 4 kişi olunca araç kiraladık, motor ya da Atv bir başka seçenek ama o kadar çok rüzgar vardı ki gittiğimiz dönemde tozdan gözümüz yemedi açıkçası üstü açık bir şey kiralamayı. Sanırım €60 ödedik günlük araç için, küçük araç kiralayın park yeri sorun olabiliyor zaten genelde hep küçük araçlar var. Ada zaten küçük, bir uçtan bir uca gitmek çok zaman almıyor. Deniz otellerden uzak olduğu için araç şart. Toplu taşıma da varmış otellerin hepsinden zaten bütün detaylı öğrenmek mümkün. Kaybolmaktan korkmayın öyle bir şansınız yok yollar çok kolay, mümkünse olun zaten en güzel öyle keşfediliyor 🙂

Bir günümüzü de teknede geçirdik. Biz yine dört kişi olunca kendimize özel kiraladık ama kalabalık bir tura da dahil olmak mümkün. Gün batımına denk getirin muhakkak. Gördüğüm en güzel gün batımlarından biri de Santorini’de oldu diyebilirim. Adanın tarihi de çok ilginç, volkanik bir ada Santorini ve tarihteki en büyük patlamalardan biri yüzyıllar önce burada oluyor ve ada şuan ki şeklini alıyor. Yat ile gezerken bütün bilgileri anlatıyorlar. Volkanik olduğu için çok yeşil yok adaya varınca haye kırıklığına uğrayabilirsiniz 🙂 ama mavi o kadar güzel ki gözünüz yeşili pek aramıyor.

DSC_0588

Biz 4 gece kaldık ve her yeri gördük, kaç gün yeter derseniz 4 ideal her yeri görmek için sonrası artık keyif kısmı.

Kısa mekan önerileri vermek gerekirse:

Denize girmek için ‘Sea Side By Notos. Bizdeki beachler buradakilerin yanında çok gösterişli kalıyor diyebilirim. Deniz çok temiz, kocaman yataklı denizin önündeki bungalowa €80 ödedik kaç kişi kullanmak isterseniz toplam ücret bu. Arkaya doğru gittikçe fiyat düşüyor. Şezlonglarda var. Yemekleri de çok lezzetliydi.

DSC_0078

Sea Side’da bahsettiğim bungalow.

Aynı sahil şeridinde bir de ‘Terra Nera’ ya gittik. O da guzeldi ama Sea Side derim.

Akşam Yemeği icin: ‘Sphinx’ inanılmaz bir manzarası var gün batımına denk getirin.

‘1500 BC’ balık için şahane bir seçim, biraz pahalı ama balıklar taze, baştan bir fava çorbası ikram ettiler ki öyle lezzetli bir şey yemedim sanırım.

Amoudi Bay Oia’nın altında şahane bir balıkçı koyu ve sıra sıra restoranlar var. Bize tavsiye edilen ‘Sunset’ oldu ve yediğimiz her şey muhteşemdi. Kabak kızartması her gittiğiniz yerde yemelik burada da muhteşemdi. Karides, kalamar, her türlü meze hepsi şahaneydi. Ortam o kadar güzel ki Santorini’de nerede yerseniz çok memnun kalacağınıza eminim 🤗

DSC_0944

Amoudi Bay, ileride görünenler de restorantlar hemen denizin dibinde 💙

Minik bir not: ‘Red beach’ diye bir sahil var, gerçekten kırmızımsı kumu ama bizi otelden uyardılar mümkünse karadan gitmeyin buraya diye. Biz de tekneyle gezerken açıktan girdik burada denize. Gidip görünce anladık neden karadan gitmeyin dediklerini çünkü kayalar her an düşebilir diye çelik halatlar gerilmiş ve en ufak bir depremde düşmemeleri elde değil. Önlem alınmış gibi duruyor tabi ama benden söylemesi 🙂 Zaman zaman kayaların düştüğü oluyormuş.

DSCN4582

Arkamda Red Beach, görüldüğü üzere gerçekten kırmızı gibi 🙂

DSC_0821 (0)

Oia (telaffuz ederken İa, O harfini unutun 🙂 minicik sokakları, merdivenleri ile rüya gibi..

DSC_0299.JPG

DSC_0535

Balonları gittiğim yerlere ben götürüyorum 🎈 Bu da kaldığımız evin kapısında, çok eğlendiğim belli mi ? 😊

DSC_0984.JPG

Fotoğraflar sanırım her şeyi anlatmaya yetecektir 💙 Sorunuz olursa seve seve cevaplarim.

Zeynep 🎈

 

Floransa ❤ Biz

Floransa’ya ilk gittiğim de 16 yaşındaydım. İlk gün aşık olmuştum bu şehre. Sanki daha önce burada yaşamış gibi. Aşık olduğum insanla burada evlenmek o günden beri hayalimdi. Evlenemedik ama 1. yıl dönümü için İtalya turunu Floransa’dan başlattık 😊

İlk durak benim en iyi bildiğim Floransa oldu. Aylar öncesinden biletlerimizi aldık otel rezervasyonu yaptırdık. Bahar ayları bence İtalya için çok ideal, yazın çok sıcak olabiliyor.

Birinci yıl dönümü olduğu için fotoğraf çekimi hayalimi Ahmet yine kırmadı 😍 Önce Türkiye’den çok beğendiğim bir kaç fotoğrafçı ile görüştüm. Bir kaçı yurtdışı olduğu için uçuk fiyatlar belirtti, bir tanesi de maillerime çook geç cevap verdiği için elendi. Lokal fotoğrafçı bulmaya karar verdim internetten bir kaç tane buldum. İlk etapta Medis Project’e karar verdim. Çok güzel bir aşk hikayesi olan fotoğrafçı bir karı koca çift. Daha ilk mailde karar verdim. Hem orada yaşayan fotoğrafçılar daha iyi sonuç verir diye düşündüm.

Ponte vecchio manzaralı, hemen yanında minicik harika balkonlu bir otelde kaldık. Fotoğraf çekimi için otelimizde buluştuk akşam üzeri. Geldiğimizden beri güneşli olan hava o akşam üzeri sağnak yağmura döndü 😊 Fotoğrafçılar geldiğinde ise güneş tam olarak açmadı ama en azından yağmur durdu. Sokaklarda gezerken bizce çok romantik ve harika fotoğraflar çıktı. Mini beyaz elbisem ise Ju İstanbul kızlarına ait. Çok içime sindi. Beyaz mini gelinlikle sokakta gezerken fazla ilgi odağı olduk tabi her gören tebrik edip fotoğrafımızı çekti ❤

Ahmet bile bu duruma alıştı bir süre sonra. Bizim için rüya gibi geçen bir kaç saat şahane fotoğraflar ile ölümsüzleşmiş oldu ♥

photos by www.medisproject.com

photos by www.medisproject.com

photos by www.medisproject.com

photos by www.medisproject.com

photos by www.medisproject.comphotos by www.medisproject.com

photos by www.medisproject.com

 

Elbise: Ju İstanbul

Ayakkabı: Zara

 

 

‘Kapadokya’ Masal Diyarı

Çok klişe olacak ama insan bazen burnunun dibinde ki güzelliklerin farkında olamayabiliyor. Yurt dışı planları yaparken bir anda Kapadokya’ya gitme kararı aldık. Rezervasyonları ben genelde Booking’den yapıyorum her yer için. Uçak biletimizi de aldık aylar öncesinden ve 2 gece 3 günlük Kapadokya seyahati başladı.

Kayseri havaalanına indik dileyen Nevşehir havaalanının da kullanabilir daha yakın. Kayseri’den araç kiraladık yaklaşık 45 dakika sürüyor yani Kayseri havalimanı da çok yakın.

İnstagram’dan görüp çok beğendiğim iki otel vardı ve ben de her ikisinde de konaklamayı tercih ettim. İlk durak Sultan Cave Suites. Rezervasyon esnasında tercih ettiğimiz bir oda var mı diye sordular ve ben de fotoğraflara bakıp en güzel manzaralı odayı seçtim ama gittikten sonra baktım hepsi zaten güzel 🙂 Otel şahane herkes çok güleryüzlü ve ilgili, kesinlikle tavsiye ederiz. Otelin şahane bir Restaurantı var ‘Seten’ yemekler de ortamda çok güzel.

Otelin rooftop yani çatısı süper. Sabah 5:45 te kalkıp balonları seyrettik, kesinlikle uykunuzdan feragat edip kalkın, bence çok büyüleyici 🎈 Benim kocam balona binmekten korktuğu için ancak seyredebildik :).

İkinci otelimiz bir başka şahane yer olan Rox Cappadocia. Burası 6 odalı şahane bir butik otel. Sahibi Arda bey sizinle bire bir ilgileniyor, kendinizi evde gibi hissettiriyor. Ben yine manzaralı olan bir oda seçtim, her şey çok guzeldi. Rox’un manzarası ve çatısı da oldukça meşhur hatta ödüllü. Manzaraya karşı çayınızı kahvenizi, içkinizi yudumlamak harika. Aynı şekilde burayı da kesinlikle tavsiye ederiz.

Fotoğraflar sanırım her şeyi anlatmaya yetecektir, soru varsa buradayım 🙋

Zeynep 🎈

DSC_0737

DSC_0777

DSC_0844

DSC_0897Bu fotoğraflar Sultân Cave Suites’in çatısından.

DSC_0547Bu da odamızın terası 💙

Bunlar Rox’tan 💙🎈DSC_1019

DSC_1004

DSC_0118

 

Honeymoon Part 2 :)

Maldivler hakkında bana en çok sorulan sorulardan biri ‘sıkılıp sıkılmadığımız’dı. Öncelikle balayına gidip sıkılmak ne demek onu zaten anlayabilmiş değilim. Eğer balayına gidip sıkılan varsa çok doğru bir evlilik kararı verilmemiş diye düşünürüm 🙂 Sevdiğiniz insan ve akıl almaz güzellikte tropikal muhteşem bir ada. Hayır biz hiç sıkılmadan inanılmaz güzel zaman geçirdik. Hatta yaparız dediğimiz bir çok şeyi yapacak vakit bile bulamadık. Odamız okyanusun üzerinde olduğu için sabah yüzümüzü Hint Okyanusu’nda yıkadık. Snorkelle daldık, boş boş hamakta yattık, sonsuzluk havuzunda yüzdük, ve daha bir çok eşsiz şey yaptık. Düşünün ki benim gibi fotoğraf aşığı biri doğru düzgün fotoğraf bile çekmedim etrafın güzelliğine bakmaktan.

Yağmuru bile ayrı güzel, hava daha bir güzelleşiyor hatta sanki. Yağmur beni bir tek kumsalda eşimle baş başa yemek yemek istediğimiz 3 aksam üzeri boyunca yağınca üzdü. Son 3 günümüzde aksam yemegi saatinde hep yağmur yağdı ve biz kumsalda yemek yiyemedik.  Ama olsun inancım vardı tekrar gelecektik:)

Her klasik balayı çifti gibi balayında fotoğraf cektirmeliydik, kocam bu fikirden pek hoşlanmasa da.. Bu çekimde ne giyeceğime dair çok fazla düşünecek zamanım ne yazık ki yoktu, Zara’dan bulduğum beyaz elbiseyi aldim. Kafama da bir çiçek tacı. Profesyonel fotoğrafçı neredeyse düğün fotografçımız kadar ücret isteyince biz orada çalışan her saniyemizde yardimci olan otel çalışanından yardım istedik. Zaten o kadar cana yakın ve sizin mutluluğunuz için çabalıyorlar ki çok eğlendik.

Dönüş en zor kısmıydı, hiç dönmek istemedik ve dönüş yolunda tek konuştuğumuz en kısa zamanda tekrar gitmemiz gerektiğiydi. Bu konuşmadan tam 5 ay sonra bir daha gideceğimizi biri bize soyleseydi inanmazdık ama hayal gerçek oldu ve balayından tam 5 ay sonra yine gittik.

Maldivler part 2 to be continued 💙 Devamı gelecek 🎈SAM_0148DSC_0045DSC_0173DSC_0198DSC_0185

DCIM100GOPRO

DCIM100GOPRO

SAM_0146

 

Honeymoon – Maldivler

Düğün hazırlıkları süresince en zorlandığımız daha doğrusu en zor karar verdiğimiz konu balayı yeri ve otel seçimi oldu. Bir çok gelin adayının hayali olan Maldivler, benim de hayalimdi tek sorun damadı ikna etmekti onu da başardım. Sonra en zor süreç başladı, hangi otel, hangi ada, kaç gün, vs vs.

İlk Maldivler seyahati ve balayı olduğu için sorunsuz ve çabuk olmalıydı. Kendimiz internetten arastirdiğimiz da işin içinden çıkamadık.  Yüzlerce ada, su üstü villa, plaj villası ve daha sayısız oda seçeneği ve konaklama tipi dahil olmak üzere koca bir okyanus vardı önümüzde. Bende google a sorma kararı aldım ve ‘maldivlerde balayı’ yazdım. Sonrasında karşıma Maldiv Club çıktı, mail attım ve bana seçenekler sunmalarını istedim. Çok yardımcı oldular, her soruma sabırla cevap verdiler ve sonunda su üzeri villalarina aşık olduğum oteli buldum, damat bey de benimle aynı fikirde olunca ta taaa otel seçildi. Oda-kahvalt, yarım pansiyon, tam pansiyon seçenekleri çıktı bu sefer karşımıza, biz yarım pansiyon yani sabah akşam yemek seçeneğini istedik. Öğlen çok fazla yemek derdimiz olmayacağını düşünerek, haklı da çıkmışız.

Otelimiz Six Senses Laamu olarak kararlaştırıldı. Bu fotoğraf yanımızda götürdüğümüz Dji Phantom ile çekildi.

image

Six Senses Laamu

Önce başkent Male’ye uçuyorsunuz. Türk Hava Yolları’nın Male’ye direk seferi var ki çok kolaylaştırıyor. Uçuş süresi 7 buçuk 8 saat kadar. Uçak gece yarısı olduğu için uçakta uyuma olasılığınız çok yüksek, bu da ayrı bir avantaj. Yabancı hava yollarının da seferleri var fakat onlar için İstanbul’dan aktarma yapmak gerekiyor. Male’ye sabah varmış oluyorsunuz, Türkiye’den 2 saat ilerde zaman dilimi.

Sizi havaalanında karşılıyor otel yetkilileri ve o andan itibaren sanki herkes sizin mutluluğunuz için çabalıyor. Bizim gideceğimiz adaya bir iç hat uçuşu yapmamız gerektiği için bir yarım saat daha uçuyoruz ve sonrasında 15 dakikalık surat teknesi ile tabiri caizse cennete varıyoruz.

image

Sürat teknesinde henüz adaya yaklaşırken çektiğim fotoğraf. Renkler tamamen gerçek hatta hep söylediğim şey gözünüzün gördüğü renkler daha da güzel fotoğraflardan. Ve rüyanın devamı gelecek..

Zeynep ♥