Emzirme haftası şerefine bizim minik hikayemiz ❤

IMG_20170618_204018_606

1-7 Ekim Emzirme haftasaymış, sevdiğim arkadaşımdan öğrendim, guzel hikayesini paylaşmış, bende çok minik anlatmak istedim. Herkesin hikayesi farklı, ancak yaşayan bilir.

Nisoş nur topu şeklinde doğdu sağlıklı bir şekilde koynumuza kondu 🙏 Boyu posu beklendiği gibi yerinde doğdu. Ben doğumdan önce hiç aman emer mi, sütüm gelir mi ne yaparım kaygısı yaşamadım aklıma bile gelmedi çünkü o an yaşayıp görecektik ve neden gelmesin ki diye hep pozitif bir hamile oldum. Sezeryan olduğum için hep geç gelebileceği söylendi sütün ama hemen geldi azda olsa. Nisan’da bebeklerin doğuştan sahip olduğu emme refleksiyle hemen tuttu memeyi, emdi uyudu vs vs derken hastanede 2 gün geçirdik sezeryan olduğum için.
Bu süre zarfında hastanede olunca kendimi güvende hissederek hep bebek hemşireleri yanımda sordum, süt var dimi, yeter dimi, kakasi çişi iyi dimi.. Süper süper devam dediler. 3 saatte bir dediler ama ben daha sık verdim(ailemi de dinleyerek). İki gün her şey şahaneydi (Nisan’ın bazen çok ağlaması dışında hatta fotoğraf çekemedik doğru düzgün çünkü hep memede olmak istedi yoksa ağlıyordu)

Hastaneden çıkmak için hazırlandık eşyalar arabaya gitti hatta, son işlemler bitsin bebeğimizi alıp çıkıyoruz derken bir doktor geldi ve bir değere yanlış bakmışız bekleticem sizi dedi ve yarım saat sonra ilk defa gördüğümüz kadın (empati açısından belirtiyorum kadın olduğunu) bir doktor geldi karşıma ve ‘Bebekte enfeksiyon var, tuz oranı da yüksek görme kaybı ve beyin hasarı söz konusu, sizi çıkaramayiz bebeği hemen yoğun bakıma alıyoruz’ dedi. 2 günlük lohusa ben önce kafama balyoz darbesi almış gibi oldum olduğum yerde kaldım beynim uyuştu, sadece ‘ne enfeksiyonu’ diyebildim. Cevap olarak ‘sizden yani anneden kapmıştır’ dedi üzerine bir de. Bende enfeksiyon yok ki dediğimi hatırlıyorum sonrası yok bende. Yeni doğum yapmış bir anneye bu böyle mi soylenmeliydi hem de hem cinsim biri tarafından. Bebek önde biz arkada yoğun bakıma indik, ne sezeryan yeri acısı ne başka bir şey. Ben hayatımda o yoğun bakım kapısı önünde yaşadığım kalp ağrısını ve iç yanmasını yaşamadım. O yaşıma kadar hiç gerçekten üzülmemişim meğer. Ciğerim yanıyor derler ya, gerçekmiş. Ciğerim yandı, yaşlandım, ömrümden ömür gitti. Üzerimizden şoku atlatıp ailecek kendimize gelince sorgulamaya başladık ne enfeksiyonu ne oldu, bu bebek gayet sağlıklı doğdu neden yoğun bakımda diye. Ben tabi bunları değil çocuğumu görme peşindeyim. Sonra beni giydirip yoğun bakıma aldılar. Nisan kuvözün içinde, kolunda serumlar damar yolları minicik bedeniyle çıplak yüzükoyun yatıyor. O an hafızamdan ne yapsam gitmiyor, her hatırladığımda bunları yazarken dahil gözlerimden yaşlar akıyor. O an orada yine öldüm sanki. Çok ağladım, cok bağırdım, cok isyan ettim. Gözüm ne kimseyi gördü ne kimseyi duydu. Bir hemşire ağla, ağla ama bir noktada dur ki bebekte hisseder onu beslemeye de devam etmen lazım, sütün gider, her şey yoluna girecek ama bebeğin için senin iyi olman lazım dedi. 3 saatte bir gel yoğun bakıma emzirmeye dediler. Sürekli gittim zaten hastaneden çıkmadık. 1 hafta 10 gün kalır yoğun bakımda en az ama önce 48 saat önemli dediler. İlk emzirmeye indiğimde Nisan memeyi reddetti. Doğduğu andan itibaren memeyi tutan bebek, 3 saat içinde memeyi reddetti ve asla ağzına almadı. Bir sonraki gidişimde yine almadı, asla emmedi. Bu böyle sürdü. Sonra bu süreçte ben mastit olma yolunda ilerlerken sağmaya başladım hemen. Fiziksel acıyı hala bedenim ruhum kadar hissetmediği için sağdım sağdım. İlk başta çok çok az gelen süt her sağdığımda iki katına çıktı. Bu sürede Nisan mama takviyesi aldı, sağdığım sütler belli miktara çıkınca onu da verdiler mamaya ek olarak. Biberonla da olsa ben gidip besledim yoğun bakımda, buna hakkım var istiyorum dedim. Kaç farklı hemşireyle Nisan’a meme tutturmaya çalışıp başarısız olduk hatırlamıyorum. İki gün emen bebek memeye kafa çevirdi ama biberondaki sütü anında içiyordu. Denemediğimiz teknik kalmadı ama emmedi. Hep sağmaya devam ettim.

Detayları geçiyorum. Bebekte ne enfeksiyonu diye araştırmaya başlayıp tahliller vs vs incelendi derken ‘Bebekte enfeksiyon var’ diyen doktor hanım ‘ ben enfeksiyon demedim teşhisi de ben koymadım zaten’ dedi. Hatta bir gece yoğun bakımda emzirmeye çalışırken gece 3 emzirmesi hatta hiç unutmam, nöbetçiymis ve karşıma geçip ‘siz beni şikayet mi ediyorsunuz, ne var!’ diye kavga etmeye bile çalıştı. Daha bir çok detay.. Yaşadığımız stres tarifsiz kısacası.

Bu iki günlük süreçte yoğun bakıma gidip geldikçe şükrettim. Nisan oradaki en sağlıklı bebekti. Yanında 500 gramlık yaşam mücadelesi veren minik bir bebek, onun yanında yine bir minik melek nisanın yarı kilosu bile değildi. Onları görüp annelerini düşündükçe şükrettim, onların anneleri de belki bebekleri hayata tutunuyor diye şükrediyordu. Beterin beteri vardı evet ama Allah hiç bir anneyi evladıyla sınamasın herkes kendi yaşadığını bilir. Yoğun bakımda belirsiz iki gün sonunda hatta o gün evlilik yıl dönümümüzdü bize süpriz moral olsun diye ablamız pasta almaya gitmiş. Odada otururken yoğun bakıma emzirmeye gitmeyi beklerken Nisan’ı getirdiler minik beşikte 😌 İşte yeniden doğdum, yeniden doğurdum, ömrüm geri geldi. Sonuç olarak bebekte hiç bir şey yokmuş, yeni doğanların hepsi belirli bir kilo kaybı yaşarmış ama Nisan bu kaybı çok kısa sürede verince ”aslında korkmuşlar” güya.

”Yalancı pozitifmiş” baktıkları değer, buyrun bebeğinizi dediler. Şaka gibi. Bebek aç kalmış dediler. Neden aç kaldı? neden beslemedik? süt yetiyor mu diye sorduk? yetiyor dediniz? sonra enfeksiyon var dediniz, kilo kaybı dediniz? Bu sorular hep havada kaldı. Sadece bütün güzel enerjiyi bebeğimizde tutmak istedik ve hastaneden resmen arkamıza bakmadan kaçtık dava açmadık bu kabus bitsin unutalım diye. Emmediği için mama takviyesi başlayın dediler ki yoğun bakımda başlanmıştı. ‘Biz size doymuyor mu acaba anne sütü yetmiyor olabilir mama verelim mi dedik hayir dediniz” dedik ama iş işten geçmiş bebek doymamış ve sonuç olarak yoğun bakıma girmişti. Yine iki hemşire hastaneden çıkmadan tam yarım saat emzirme denemesi yaptılar ama Nisan asla emmedi. Memeye ağzını kapatıyordu. Hastaneden kaçar adım çıkıp hemen ayarladığımız doktora gittik. Bendeki psikoloji ‘bu çocuğa hastanede bile bakamadım, ben evde hiç bakamam’ oldu. O yüzden güvendiğimiz bir doktor muayenesi eve gitmeden şarttı. Tam sekiz dakika sonra yeni doktorumuza vardık o kadar kısa sürede bakın neler değişti. Hemen baktı, muayenesi yapıldı, bütün değerleri incelendi ve her şey normal. Ben ise sürekli hangi mama, hangi mamayi vermeliyim? hangi biberon? nasıl besleyeceğim diye sorup durmuşum. En son doktorumuz ‘hadi şimdi emzirelim’ bakalım dedi. Ben hemen ’emmiyor asla küstü, az önce denedik hangi mamayi tavsiye ediyorsunuz? ‘ diye tekrar sordum. Gel deneyelim dedi doktorumuz sakin ol. Denedik ve Nisan sanki yarım saat öncesi ve günlerdir reddettiği memeyi hiç bırakmamışcasina emmeye başladı. Ben inanamadım ağlamaya başladım, Ahmet aynı şekilde şoka girdi ama emmiyordu nasıl olur diye sevinçten ağlamaya başladık. Doktorumuz da bizimle ağladı kucaklaştık resmen. Mama yok bu bebek emecek bak nasıl güzel emiyor aynen böyle devam dedi. Sıfır kilometre bir bebeğiniz var doya doya büyütün diye de ekledi. Haftaya gelin kilosuna bakalım dedi ve biz eve gittik. Nisan o gün bugün hep emdi sadece anne sütü aldı. Hastanede memeye bakmayan çocuk çıktığımız an sanki rahatladı, hissetti. Bende hastaneden çıktığımız için rahatladım sanıyorum üzerimdeki kötü duygular gitti, bebekte bunu hissetti. Sürekli emzirdim bir hafta sonra kilo kaybı yoktu ve 1. ay kontrolünde fazla fazla kilo almıştı. Benim için bu minik bir mucize.

Annenin psikolojisi ve baba desteği çok önemli. Ahmet hiç pes etmedi ben uyanmakta zorlandığımda o uyandı destek oldu hep. Her yerde emzirdim, emzirecek ortam buldum gerekirse yarattım. Bebeğim doyuyordu nasıl olduğu önemli değil, aç kaldığı için yoğun bakıma alındığı söylenen bebeğim doysun yeterki en büyük derdim oydu, o anne sütünden yana kullandı hakkını benim bünyem el verdiği için. Bol su içtim, hep emzirdim saat beklemedim özellikle ilk üç ay, süt arttırıcı çay içtim, çiğ badem ve tabi ki hamilelikteki gibi sağlıklı beslendim hala besleniyorum. 6 ay olmak üzere ve anne sütü dışında henüz bir şey yemedi. Hep güzel düşündüm sütüm yeter mi yetiyor mu değil ohh sütüm yetiyor sinyali gönderdim beynime. Az emdiğini düşündüğüm zaman mutlaka sağdım ki arz talep meme dolması gerektiğini bilsin diye.

Anlayacağınız benim bebeğim ilk iki gün aç kalıp çok hızlı kilo verdiği için bazı değerlerinden şüphe duyulmuş ve yoğun bakıma alındı, biz bunun için kıyamet kopardık. Anneden bebeği alıp ayırmak yerine mama desteği verip neden anne yanında izlemediniz madem öyle diye. Bu emzirme olayı anladım ki çok hassas bir nokta anneler için, kimseye emiyor mu, sütün var mı? neyle besliyorsun diye sormadım ve sormamda. Önemli olan bebek doysun, sağlıkla annesinin babasının yanında olsun, imkan varsa tabi ki anne sütü ama yoksa alternatif takviyeyle hiç bir yavru ailesinden ayılmasın ❤

IMG_20170912_192538_729

Zeynep ❤

Reklamlar